Make your own free website on Tripod.com

 

 

AŞK ve EPİSTEMOLOJİ

(Yağmuru Topraktan Yağdıran adamlar)

 

1-      Bu iki sözcüğün yan yana kullanılması anlamlı gelmeyebilir.Ama öyle! Kullanıldı bir kere. Hem de ilk kez. Yılan cennete girdi, ilk günah işlendi. Artık bunun erdeme dönüşmesi zorunludur. Tıpkı ilk günahın erdeme dönüşmesi gibi.

 

AŞK EPİSTEMOLOJİK BİR ÖGEDİR.

 

            Aşk ilahi hikmetin kavranılması anlamında kesin (certitude) bir bilgidir. Yani hakikatin kesin bilgisidir. Kavrayan öznenin kavranan nesne hakkındaki ilk elden, aracısız bilgisini sunar aşk.

            Mevlana, teosufizmin gerçek teorik babası, Mesnevi 1. cilt sh:138 ve devamında açıkça bu bilgiyi anlatır. Tüm felsefeler arasında kesin bilginin elde edilebileceği iddiasında olan tek öğreti de budur.

 

            ‘Ey baş köşe! Senin kapında eşiğim. Mana aleminde (ilahi hakikatin bilgisi olarak okuyun) baş köşe nerde. Sevgilimin bulunduğu yerde, ben biz nerde’ (1)

 

            Cehennemin kapısında şöyle yazar :‘Tüm umutlarınızı ve hayallerinizi dışarıda bırakınız.Burada aşk ve bilgi vardır’ der Dente (2)

 

            İmam Gazali’de İhya’da (cilt 4/1. sh: 589) aşk ve sevgiyi Tanrının tek ontolojik özne olmasına bağlar. Evet tasavvufa göre Tanrı tek ontolojik öznedir ve aşk onun bilgisidir. Bu son derece önemlidir.

 

2-      Şeytan Aşıkların piridir, çünkü bilicidir.

 

Şeytan söz konusu tek özne karşısında ikiliği kabul etmedi ve başka birine ( Adem’e) secde etmedi. O biri ikilemedi. Çünkü Rabb’inin tek gerçek aşığı idi. Nedenle lanetlendi ve bilgi- aşk için alçaklığı seçti.

 

            Bilgelerin en dikkatlileri bile Şeytan konusunda sessiz kaldılar. Ermişler öğrenmiş oldukları şeyi bildirme gücünü kendilerinde bulamadılar. Oysa Şeytan  ÖZÜN DIŞAVURUMUNA onlardan daha yakındır (Tüm epistemoloji şeylerin özünün ve gerçekliğin dışavurumudur). O anlaşmaya uydu…kendini gizledi ve kendi üzerine lanet getirdi. Sonsuz zaman sonrasının sonsuz zaman sonrasına kadar’ Bu sözler Hallac-ı Mansur’un.

 

Evet şeytan yılanı kandırdı, yılan cennete girdi. İlk - bilgi ağacının meyvesi yendi- ve bilgi izhar oldu- ilk günah işlendi.

 

Don Kişot’ta şeytan şöyle der: ‘Efendimizin öğrenmek istediği daha başka şeyler varsa, çekinmeden sorabilirler; hemen cevap verebilirim kendilerine. Şeytan olduğum için her şeyi  BİLİRİM’ (3)

 

BİLMEK İSTEYEN AŞIK, AŞIK OLAN ALÇAKTIR. İşte bedel.

 

3-      İlahi hakikatin kesin bilgisi nasıl elde edilecektir.

 

Yöntemi açık: zaman, mekan, neden, izler..vb yeryüzündeki her şeyden kendini azade kılmak, maşuğun içinde aşığın erimesi (fenâ olması) ve alçalmayı göze almasıyla.

 

‘Hak sordu Şeytan’a: Secde etmiyor musun ey mehîn (zelil, alçak) ?. Cevap verdi: ben aşıkım , aşık her zaman mehîn! Bak sen de diyorsun mehîn’. (4)

 

Aşığın, maşuk, bilecek olanın bilginin kaynağı karşısında bu sınırsız alçalması ve bağlılığı kavranmadıkça, tasavvufi dize yazanların eşcinsel olarak değerlendirilmeleri kaçınılmazdır. Zira Mevlana’dan Fatih’e birçok kişi hem islami hem modernist çevrede son derece cahilce itham edildi.

 

‘Ey aşıklar, ey aşıklar ben kepaze bir aşığım’ diyen Mevlana’nın çığlığı başka şekilde açıklanamaz.

 

Batı epistemolojisi düalizme dayanır. Yani, özne-nesne karşıtlığı ve birliğine. Oysa doğu metafiziği non-düalist tek özneli bir tasavvurun ürünüdür. Ontoloji, kozmoloji ve epistemoloji bir ve aynı şey olduğu gibi, özne-nesne ayrımı yoktur. Bu öğretide arı ve bal aynı şeydir.

 

‘Bal yapmak isteyen arı

her çiçekten alır balı

çiçeklerde bal bulunmaz

bal olan arıdır arı’

 

İlahi tevhid fikrinin doğal sonucudur bu. Arı ve bal birbirinin aşığıdır. Bir ve tek aynılıktır söz konusu olan. Hallac nedenle “tek suçum BİRİN TEK OLDUĞUNU  izhar etmektir” diyor.

 

Yine Mevlana’nın DUDU menkıbesi hakikati kavramak için ten kafesinin yırtmayı, yani özgür olmayı şart kılar. Aşk insanı özgür kılar, özgürlük hakikatin bilgisine  ulaştırır. Bilgi lanetlenir. Aydının da bilgi sahibi olarak derisi yüzülür. (Buna göre ülkede Aydın ilinden başka aydın var mıdır, bilinmez.)

 

DÜNYAVİ AŞK MI- BAK PETE NON DOLET!

 

Peatus Roma’ya karşı ayaklanıp yenilmiş bir konsüldür. Öldürülmesine karar verilir. Henüz cellatlık müessesesi olmadığından, ölüm yeterince estetize edilmemiştir.

 

Peatus’un meydanda, halkın coşkun alkışları arasında hançeri kendi böğrüne şölenle saplaması gerekmektedir. Bunu başaramaz. Eşi fırlar meydana, hançeri kendi karnına saplar ve der: Bak pete non dolet. ( Bak Pete acımıyor ki!)

 

BU AŞKTIR İŞTE- ALÇAKLIĞA YÖNELTİLMİŞ CESURCA AŞAĞILAMA.

 

Modern dünyanın ne o ne o, mitler veya deterjanlarla çok bilinmeyenli yaşam denkleminin bir piyonu olarak yaşayan bizler için aşk nedir acaba.

Neresindeyiz bu denklemin.

 

Evet elde kalan tek ulvi, mahrem, kutsal duygumuz da egemenlik ve iktidar ilişkilerinin bir parçası mı oldu acaba.

 

Tüm bu fırtınalar arasında kim bizi çırılçıplak yalnız bıraktı da etin lezzetine indirgendi yaşam ve aşk.

 

Patlayan maden suyu ve bira endüstrisi artık doğal ve pastoral olan her şeyin özelliğini yitirdiğini – yani sanaynin elinin işin içine girdiğini-gösteriyor. En az maden suyu ve bira kadar aşkın da muazzam bol üretildiğini, aşkın da kozmetik ve marketing olduğunu biliyoruz.

 

Tüm değerler kirlenmekteydi

            Birinciliği aşka verdiler.

Tüm yüzlerin maske

Maskelerin yüz olduğu

Alçaklığın evrensel çağında

Kimin yüzüne bakıp

Canınızı zülfün teline bağlayabilirsiniz.

 

Son olarak: ‘Burjuvazi …tüm feodal, ataerkil, pastoral ilişkilere son verdi. İnsanı doğal efendilerine bağlayan bağları acımasızca kopardı ve insan ile insan arasında , çıplak çıkardan, NAKİT ÖDEME’den başka hiçbir doğal bağ bırakmadı. Dinsel tutkuların, şövalyece coşkunun, darkafalı duygusallığın kutsal titreyişlerini bencil hesapların buzlu sularında boğdu. Kişisel değeri değişim değerine dönüştürdü ve sayısız yok edilmez özgürlüklerin yerine o biricik insafsız özgürlüğü – ticaret özgürlüğünü koydu.’ K. Marks (5)

 

Aşk bu özgürlüğün neresinde ve

Ne kadar nakitsiniz baylar ve bayanlar!

 

1- Mevlana, ‘ Mesnevi’, Ci: 1 sh: 138

2- Dante,  ‘İlahi Komedya’

3- Cervantes, ‘ Don Kişot’ sh:

4- Mevlana, a.g.e, sh: 92

5- K.Marks, ‘Komünist Manifesto’